Likya Yolu Rehberi-Yola Çıkmadan Önce Merak Ettiğiniz Her Şey!

Likya Yolu Nedir?

Yolu anlatmadan önce öncelikle Likya ve Likya medeniyetinin kökenlerinden bahsedelim isterseniz.
Günümüzde Teke Yarımadası olarak adlandırılan, Antalya ile Fethiye körfezleri arasındaki, Akdeniz’e uzanan yarımada antik coğrafyada Likya olarak adlandırılmıştır. Likya antik dilde “Işık Ülkesi” anlamına gelmektedir. Teke Yarımadası’nda kurulan antik kentlerin oluşturduğu federasyon Likya Medeniyeti olarak anılır. M.Ö. 15. yüzyılda kurulduğu tahmin edilen medeniyet Anadolu’daki Roma hakimiyetine kadar varlığını sürdürmüştür.

Kökenlerinin Girit olduğu tahmin edilen Likyalılar, sırasıyla Yunan, Pers, Büyük İskender ve Roma İmparatorlukları tarafından işgal edilmiş ve yüzyıllar boyunca Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti olarak varlığını sürdürmüştür.

Likya Yolu ise bu coğrafyada yer alan antik Likya kentlerini birbirlerine bağlayan tarihi yollar ağı olarak tanımlanabilir. Yolların kökeni birkaç bin yıla dayansa da, keşfedilişi oldukça yakın bir tarihte oluyor. İngiliz yürüyüşçü Kate Clow, 1988 yılında ilk kez bu yolun bir bölümünü yürüyor. Sonrasında işi sebebi ile Türkiye’ye, Antalya’ya taşınıyor. 1992’den itibaren terkedilmiş eski Likya medeniyeti yollarını ve antik kent harabelerini araştırmaya başlıyor ve yıllar boyunca bu yolları yürüyüp, bölgede yaşayan çobanlardan ve köylülerden topladığı bilgilerle Likya medeniyetine ait 500 km’den daha uzun bir tarihi yol ağı olduğunu keşfediyor.

Kate Clow’un büyük emekleriyle 1999 yılında Likya Yolu turizme açılıyor ve bugün çeşitli kaynaklarca dünyanın en iyi 10 uzun mesafe yürüyüş rotasından biri olarak gösteriliyor.

Likya Yolu Rotasında Neler Var?

Fethiye ve Antalya arasındaki her şey, diye cevaplayabiliriz sanırım bu soruyu kolayca. Bir kısmı Akdeniz sahil şeridinden, çoğunluğu ise sahillere tepeden bakan dağ yollarından geçen bu yol, turizmden çoktan nasibini almış birçok cennet koyu, ünlü liman şehirlerini, antik kentleri, Likya medeniyetine ait harabeleri ve izlemeye doyulamayan harika doğa manzaralarını içeriyor.

Ölüdeniz-Fethiye

Ufak bir liste çıkaralım, kafanızda daha net canlansın.

Ünlü Şehirler/Kasabalar

Fethiye
Ölüdeniz
Kalkan
Kaş
Demre
Finike
Olimpos/Çıralı
Antalya

Ünlü Plajlar/Koylar

Ölüdeniz Plajı
Kabak Koyu
Cennet Koyu
Patara Plajı
Olimpos/Çıralı

Ünlü Antik Kentler

Sdyma
Pydnai
Letoon
Xanthos
Patara
Myra
Olympos
Phaselis

Listenin ilk birkaç satırını okur okumaz çoktan ikna olduğunuzu tahmin edebiliyoruz. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Her sene dünyanın dört bir yanından 30.000 gezgin bu cazibeye kapılarak Likya Yolu’nu yürüyor.

Sidyma, Muğla
Likya Yolu Tarihi

Tarih çok sevdiğimiz ve ilgi duyduğumuz bir alan olsa da Likya Yolu Tarihi çok da hakim olduğumuz bir alan değil. Şimdilik sadece yürüyüş ve kamp kısmı ile ilgili bilgi sahibiz. Ancak bu konuya ilgiliysen, resmi web sitesinde yolun tarihi ile ilgili güzel bir özet bulunuyor. Buyrun buradan okuyabilirsiniz.

Ne Kadar Yürüyoruz Şimdi Tam Olarak?

Likya Yolu’nun tamamı kimine göre 509, kimine göre 535 km. Tahmin ediyoruz ki, parkurun Antalya Geyikbayırı’na kadar uzatılması ile mesafe biraz daha arttı. Ayrıca Likya yolunun parçası olan alternatif rotalar mesafenin artmasına sebep olabiliyor.

Deneyimli yürüyüşçüler ya da iyi sporcular için Likya Yolu’nun tamamını yürümek, 20 gün gibi kısa bir sürede mümkün. Ancak orta seviye ve altı bir yürüyüş deneyimine sahipseniz ve düzenli spor yapan biri değilseniz, yolun tamamını yürümek ortalama 30 gün alacaktır.

Yürüyüşçülerin bir kısmı bu rotanın tamamını yürürken, çoğunluğu rotanın seçtiği bir etabını birkaç günlüğüne ya da bir haftalığına yürümeyi tercih edebiliyor. Rotayı bölüp her sene bir etabı yürüyerek tamamlayan da epey yürüyüşçü var.

Günde Ne Kadar Yürüyebiliriz?

Harika bir soru!

Deneyimli bir yürüyüşçü değilseniz, (trekkingçi kelimesi yerine yürüyüşçü kullanmayı tercih ettik. Özünde hepimiz yürüyüşcüyüz, avcı-toplayıcıyız, farkındayız) bir günde ne kadar mesafe yürüyebileceğinizi tam olarak kestirememeniz çok normal. Bu yolu yürümeden önce biz de bu konuda pek bir cahildik aslında.

Bir insan evladı günde kaç km yürüyebilir ki? Bu soruyu kendimize sorduğumuzda sizin gibi doğru cevabı bulmakta zorlandık biz de.
-İnsan günde 10 km yürür bence?
-Yok yahu, 30-35 km bile yürür aslında isterse.
-Yok daha neler, motorsiklet mi abi bu!

Artık herkeste akıllı telefon olduğu için, adımsayar uygulamasından günde kaç km yürüdüğümüzü, kaç kalori yaktığımızı falan ölçebiliyoruz neyse ki. Dünya turumuz esnasında günde ortalama 10 km yürüyüş tempomuz oluyordu en az. 16-18 km’ye çıktığımız günler de olmuyor değildi. Ancak çoğunluğu şehir turu olan bu mesafeler tam bir referans olabilir miydi?

Yola çıkmadan önce günlük ortalama mesafemizi 20 km olarak hesaplamıştım. Tahminlerim doğru çıktı. Tek amacınız yürümek iken (fotoğraf çekme tutkunuz bir yana) günde 20 km yürümek ulaşması oldukça kolay bir hedef aslında.

Ancak yürüyüş yolunun birçok tırmanış ve iniş içermesi, (bazı günler sadece tırmanış ya da iniş olabiliyor) yürüdüğünüz yolun genelde yol olmayıp daracık bir patika, hatta kaygan çakıl ve kayalardan oluşması ve sırtınızdaki 10 kiloluk sırt çantası enerjinizi hızlıca tüketebiliyor. Hele bir de bu yürüyüş için yaz aylarını seçtiyseniz, su kaybı çok daha belirleyici bir faktör olacaktır.

Tecrübesiz yürüyüşçüler olarak 15 km’nin altında tamamladığımız bir gün olmadı. Çoğu günü ise 20 km ile tamamladık.

Özetle yola çıkmışken yürürüm ben arkadaş, biraz da zorlarım bünyeyi diyorsanız günde ortalama 20 km yürüyebilirsiniz. Benim acelem yok, hem fotoğraf çeker, hem doğa manzarı izlerim, arada çayımı demler keyif de yaparım diyorsanız dahi günde ortalama 15 km’yi çok rahat yakalayabilirsiniz.

Bonus Bilgi: Rotamızın son günü yol arkadaşımız Ali, Kalkan ve Kaş şehirleri arasındaki 30 km’lik yolu (Likya Yolu dışında, asfalt sahil yolu) tek günde yürümeyi başardı. Etabı 6-7 saatte tamamladı ve sırtında 10 kiloluk bir sırtçantası vardı.

Buradan şunu öğreniyoruz ki;
1-Düzgün bir yürüyüş yolunda, 2-Önemli bir tırmanış-iniş yoksa 3-Hava sıcaklığı çok yüksek değilse, sağlıklı bir birey bir günde 30-35 km yürüyebilir.

Bizim Likya Rotamız

Biz bu rotanın 1 hafta sürecek bir etabını yürümeyi tercih ettik. Nepal’deki 3-4 günlük Poon Hill tırmanışımızdan sonraki ikinci ciddi trekking tecrübemiz olacaktı ve 1 haftayı ideal bir süre olarak gördük.

Likya Yolu’nu daha önce defalarca yürümüş, deneyimli yürüyüşçü arkadaşlardan aldığımız tavsiyeleri dikkate alarak, etap olarak Fethiye-Kaş etabını seçtik. Bu etabı seçme sebeplerimizin başında Ölüdeniz, Kabak Koyu, Kalkan, Kaş gibi çok sevdiğimiz koy manzaralarını içeren bir rota olması (yürürken sizi en çok motive eden şeyin harika manzaralar olduğunu söylemeye gerek yok sanırım) ve bu etaptaki parkurların zorluk derecesi olarak orta seviyelerde yer alması oldu.

Hedeflediğimiz etabın tamamı 160 km civarıydı. Bu etabı ufak sapmalar da olsa 7 günde tamamlamayı başardık.

Likya Yolu Ne Zaman Yürünmeli?
Kabak, Fethiye

Deneyimli sporcular Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim aylarını Likya Yolu için en elverişli aylar olarak öneriyorlar. Bu öneriye biz de canı gönülde katılıyoruz.

Yazın yürüsek olmaz mı?
-Açıkçası, biz pek önermiyoruz.Yani, isterseniz yürüyün tabi. Ama kendinize eziyet etmek ve ideal performansınızı aşağılara çekmek istemiyorsanız Haziran, Temmuz, Ağustos ayları sizin için son seçim olmalı. Bildiğiniz gibi Akdeniz Bölgesi yazları çok sıcak. Günde 35-40 derecelere ulaşan sıcaklıkta (nemden hiç bahsetmiyorum bile) sırtınızda 10 kilo çantayla yokuş tırmanırsanız, çektiğiniz eziyet bir yana, çok fazla terler ve su kaybedersiniz.

Rota boyunca çeşme ya da temiz su kaynağı yok denecek kadar az. Çoğu gün saatlerce bir bakkal ya da köy evi dahi görmediğiniz oluyor. Doğa sporlarında başınıza gelebilecek en tehlikeli şeylerden biri dehidrasyon, yani susuz kalmak. Ayrıca vücudunuzun sıklıkla tehlikeli seviyede ısınması sizi daha sık mola vermeye zorlayacaktır. Bu iki durum, yürüyüş performansınızı olumsuz yönde etkileyecektir.

Biz bu rotayı Ekim ayının ilk haftası yaptık ve bu mevsimin mükemmel bir seçim olduğunda hemfikir olduk.

Kışın yapalım, hem serin olur?
-Kışın yürümek de bir seçenek. Geceleri 0 dereceye kadar inen yayla soğuğu beni etkilemez, çadırım, uyku tulumum beni kurtarır diyebilirsiniz tabi.
Ancak kışın da günlerin kısa olması, lojistik açıdan önemli bir sorun teşkil ediyor. Güneşin doğuşu ile uyanır, asker disiplini ile kesintisiz yürürüm diyorsanız, saygımız sonsuz. Ancak kış aylarında güneşin 4-5 civarında batması katedeceğiniz mesafe konusunda sizi ciddi anlamda kısıtlıyor.
Bizim gibi katı disiplin gütmeyen, yolların, manzarların, tarihi kentlerin keyfini çıkaranlar için güneşin erken batması ciddi bir problem. Öğleden sonra 4 olmadan kamp yerinize varmanız lazım ki, çadırınızı hava kararmadan kurabilin.

20 km’den daha uzun mesafeler yürümememize rağmen, 3 gün hava kararırken kamp yerimize ulaştık ve bu durum hiç hoşumuza gitmedi. Gündüz saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için çıktığınız bir yolculukta, gecelerin gündüzlerden uzun olduğu bir mevsimi tercih etmek, bize çok verimli gelmiyor açıkçası.

Son olarak şu bilgiyi de ekleyelim. Bölgenin yerlileri doğal su kaynakları, çeşme vs. bulabilmek için Nisan ve Mayıs aylarının sonbahara göre daha avantajlı olduğunu söylüyorlar.

Ekipman ve Hazırlık

Öncelikle bu yürüyüş için kullandığımız kıyafet ve ekipmanı listeleyelim. Sonrasında başlık başlık detaylara girelim.

Çağdaş

Çadır ve Çanta
65L’lik Sırt Çantası (Lowe Alpine)
2 Kişilik Çadır (Marmot Vapor 2P)
1 adet 1 L Termos (Stanley)
Uyku Tulumu (Loap Camper)
Mat
Şişirebilir yastık

Kıyafet
Trekking Ayakkabıları (Asolo)
Buff (Bandana)
Güneş gözlüğü
Bel Çantası
2 adet spor tişörtü
2 adet normal tişört
1 adet spor şortu
1 adet fermuarlı şort pantalon
1 adet normal şort
2 adet yürüyüş çorabı
2 adet normal çorap
İç çamaşırı
1 adet şort mayo
1 adet uzun kollu, kapüşonlu sweat-shirt
1 adet peştemal havlu
Sıkıştırılabilir yağmurluk

Ekipman

Yürüyüş Çubukları (Baton)
Çadır lambası
Kafa lambası
Kamp çakısı
Aksiyon kamerası ve parçaları
Güç Kaynağı (Powerbank)

Nevin

Çadır ve Çanta
35L’lik Sırt Çantası (Lowe Alpine)
1 adet 1 L Termos (Stanley)
Uyku Tulumu (Loap Camper)
Mat
Şişirebilir yastık

Kıyafet
Trekking Ayakkabıları (Asolo)
Buff (Bandana)
Güneş gözlüğü
Bel Çantası
1 adet spor tişörtü
4 adet bluz
1 adet tayt
1 adet fermuarlı şort-pantalon
2 adet yürüyüş çorabı
2 adet normal çorap
İç çamaşırı
1 adet bikini
1 adet uzun kollu, kapüşonlu sweat-shirt
1 adet küş tüyü mont (sıkıştırılabilir)
1 adet peştemal havlu
Sıkıştırılabilir yağmurluk

Ekipman
Yürüyüş Çubukları (Baton)
Basit İlk Yardım Ekipmanı
Kamp tüpü (Nurgaz)
Kamp ocağı (Nurgaz)
Kamp tencere (Nurgaz)
Kamp çaydanlık (Nurgaz)
3 adet kamp plastik tabak (Nurgaz)
3 adet plastik bardak
Plastik çatal-bıçak

Kumanya
Badem-Ceviz-Fındık
Kuru Üzüm-Kuru Kayısı (Enerji Takviyesi)
4 paket hazır çorba
1 paket makarna

Bize Özel Ek Malzeme
Vietnam Kahve Press Aparatı
Çekilmiş Filtre Kahve

Hazırlık aşaması bu uzunluktaki bir trekking rotası için, yürüyüşün kendisi kadar önemli. Belki birçoğunuz bu yolun tamamını yürümeyecek. Ancak 2 günlük bir rota yürüyecek olsanız dahi, kıyafetinizi ve sırtınızda taşıyacağınız ekipmanı iyi düşünerek planlamalısınız.

Kıyafet ve Ekipman Önerileri

-Kıyafet

Bu rota için ideal mevsimin ilkbahar ve sonbahar ayları olduğunu söylemiştik. Bu aylarda gündüz sıcaklığı ortalama 20-25 derece arasında olacağından, olabildiğince ince kıyafetler giymenizde fayda var. Şort-tişört kombinasyonu ideal. Tayt da tercih edilebilir tabi ki.

Patikalar çok sayıda maki ve dikenli bitki içeriğinden ince bir pantolon da tercih edebilirsiniz tabi ki. Biz tavsiye üzerine paçaları fermuarlı, istenildiği an şorta dönüştürülebilen yürüyüş pantolonlarından aldık. Ancak Sonbahar’da bile hava o kadar sıcaktı ki, pantalon halini hiç kullanmadık diyebiliriz.

Ayrıca terinizi kolayca dışarı atabilen, çabuk kuruyabilen ve tenininizi rahatsız etmeyen bir tişört kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Yürüyüş esnasında terden sırılsıklam olacağınız için bu önemli bir detay. Bu tarz tişörtleri salon sporları ya da doğa sporları malzemeleri satan bütün mağazalarda kolayca bulabilirsiniz. Yukarıda bahsettiğimiz şey şortunuz için de geçerli tabi ki.

-Ayakkabı

Yürüyüş için tartışmasız en önemli malzeme ayakkabı.

İster şehir gezisi, ister doğa gezisi olsun, bizden yolculuk öncesi kıyafet-ekipman konusunda tavsiye isteyen herkese aynı tavsiyeyi veriyoruz. Elbise, gözlük, yağmurluk vb. birçok eşya, kolayca temin edilebilecek, masraf gerektirmeyen malzemeler. Ancak günde ortalama 10 km ya da daha fazlası yürüyüş yapacağınız düşünüldüğünde ayakkabı sizin hiç en hayati ekipman. Kendinizi bir ulaşım aracı gibi düşündüğünüzde, ayakkabılar sizin tekerlekleriniz. Sönük ya da dayanıksız tekerleklerle uzun mesafe yol katedemezsiniz. Mantık aynı. Bu yüzden tavsiyemiz, her şeyin ucuzunu alın, ama ayakkabının ucuzunu almayın. Bir adet trekking ayakkabası alın, onu yıllarca giyin. Ya da sandalet. Dünya turumuz için aldığımız trekking sandaletleriyle Himalayalar’a dahi tırmandık büyük bir rahatlıkla. Kötü ayakkabı/sandalet, kötü yürüyüş demektir.

Peki Likya Yolu için hangi ayakkabı?

Hava ne kadar sıcak olsa da, bu rota için sandalet, hele terlik hiç tavsiye etmiyoruz. Yürüyüşe uygun üretilmiş trekking ayakkabıları hem performans, hem de sağlık açısından en uygun seçim. Sıcak havayı düşünerek boğazsız ayakkabı almayı düşünmeyin. Çünkü yürüyüş yolundan öte keçi yolunu andıran patikalar, irili ufaklı çakıllar, kaya parçaları ve kayan toprak parçaları barındırıyor bünyesinde epeyce. Eğer ayakkabınız boğazlı olmazsa, dikkatsiz bir anınızda bileğinizi bukmanız çok olası.

Standart spor ayakkabılar hem ayaklarınızın altının ağrıması, hem tırmanış ve iniş esnasında kayganlaşan zeminde tutunamayıp düşmeniz, hem de dengesiz basışlarda bileğinizin burkulabilmeniz ihtimalini fazlasıyla arttıracaktır.

Yürüyüş konforunuz açısından rahat edebileceğiniz bir yürüyüş ayakkabısı seçmenizi önemle tavsiye ederiz.

Çadır & Kamp Malzemeleri

Cennet Koyu, Fethiye

Bu yürüyüşü kamp kurarak sürdürmek istiyorsanız (ki birçok yürüyüşçü bunu tercih ediyor) çadır ve kamp ekipmanları konusunda iyi bir planlama yapmanız önemli.

Bu planlamayı yaparken önemsediğimiz 2 kriter var: Konfor ve ağırlık…

Konfor için içinde rahat edeceğiniz, sıcak tutan bir uyku tulumu ve zemini olabildiğince hissettirmeyecek bir mat seçmenizi tavsiye ederiz. Çadırınızın boyut olarak kendinizi ve malzemelerinizi sıkışmadan içine alabilecek boyutta olması önemli. Tabi ki ev rahatlığı beklemeyin ama çok dar bir çadır da seçmeyin ki keyfiniz kaçmasın.

Bizim için öncelikli kriter ağırlıktı. Bu yüzden olabildiğince hafif bir çadır ve uyku tulumları tercih ettik.

2 Kişilik Çadır (2,29 kg)
Uyku Tulumu (1,1 kg) 2 adet
Mat (210 gr.) 2 adet

Eğer zeminin sert olması sizin için problem ise, şişme mat tavsiye edebiliriz. Tabi şişme matın da hafifi ve kolay şişeni makbul. Şişme yastıklarınızı da unutmayın tabi.

Hem trekking, hem de kamp yapıyorsanız, kaplumbağa misali evinizi sırtınızı taşıyorsunuz demektir. 🙂 Bu sebepten taşıdığınız fazladan 1 gram bile önemli. Günde 20 km mesafe yürürken fazladan taşıdığınız her gram sizi sinirlendiriyor. Bu sebepten siz siz olun kamp ekipmanlarınızı olabildiğince hafif seçin ve yanınıza zaruri olmayan tek bir parça kıyafet bile almayın.

Not: Ekipmanlarımızın büyük bölümünü Kutupayısı‘ndan temin ettik ve sırt çantasından, ayakkabılara, çadırdan, uyku tulumuna bütün malzemelerden keyif verici bir performans aldık.

Kullandığımız ürünlerin hepsi ay sonuna kadar Kutupayısı online mağazasında indirimli olarak satışta olacak. İlgilenenleri buraya alalım…

Çanta

Ergonomik bir sırtçantası, uzun yürüyüşlerin olmazsa olmazı. Ağırlığı kalçanıza, dolayısıyla bacaklarınıza verecek, omuz, göğüs ve bel bölgelerini kendinize göre ayarlayabileceğiniz bir sırtçantası sırtınızdaki yükün verdiği acıyı ciddi miktarda azaltacaktır.

Ergonomik olmayan bir çanta ile hem sırt ve omuz ağrısı yaşar, hem de omurilik yapınıza dengesiz yük bindirirsiniz. Neyse ki, artık bu tarz çantalar outdoor spor mağazalarında çok daha uygun fiyatlara satılıyor. Bu tarz bir mağazaya gidip, konunun uzmanı bir satış temsilcisinden yardım alarak çantanızı seçebilirsiniz.

Ne kadar büyük bir çanta?
Eğer çadır ve uyku tulumu taşıyacaksanız 45-65 litre arası bir sırt çantası almanızda fayda var.

Benim taşıdığım 65 litrelik sırt çantasına hem 2 kişilik çadır, hem uyku tulumu hem de bütün diğer malzemelerim kolaylıkla sığdı. Eğer çadır ve uyku tulumu taşıyacaksanız 65 litrelik bir sırtçantasını öneriyoruz. İdeal bir boyut: ne küçük, ne çok büyük.

Ancak, “Ben bir çadır, bir uyku tulumu alırım. 2 tane tişört atarım çantaya, yeter,” diyorsanız, 45 litrelik bir sırtçantası yeterli olabilir. Boyut konusunda da yine konunun uzmanı bir satış temsilcisinden yardım almanızı tavsiye ederiz.

Hem üstten, hem de alttan açılabilen bir çanta, malzemelerin hepsini çıkarmadan istediğiniz eşyayı çantanızdan kolaylıkla alabilmenizi sağlayacaktır.

Bende dümdüz bir sırtçantası var, olur mu?
Tabi ki olur. Sonuçta bu işin yazılı kuralları yok. Ama omuzlarınız ağırlık sebebi ile zorlanacaktır. Ayrıca yokuş inip çıkarken dengenizi sağlamakta zorlanabilirsiniz. Bu de ekstra efor sarfetmenize sebep olabilir.

Kamp ocağı

Çay ve kahve içebilmek adına biz kamp ocağımızı ve özel tüpünü yanımızda taşıdık. Ek olarak ufak tenceresinde çorba ve makarna yaptık. Hem istediğimiz yerde kamp kurabilmemizi, hem de yeme içme masraflarımızdan tasarruf etmemizi sağladı.

“Benim için yeme-içme çok elzem değil. Kaldığım pansiyon ya da kamp tesisinde yer içer yola çıkarım,” derseniz, bunları yanınıza almamayı tercih edebilirsiniz. Bu size 1 kg daha az yük taşıma avantajı sağlayacaktır. Tercih sizin.

Diğer Ekipmanlar

Termos: Biz birer litrelik termos taşıdık. Ayrıca bulduğumuz her yerden kişi başı 1,5 litrelik ekstra su aldık. Günün başlangıcında en az 2 litre su ile yola başlamanızı tavsiye ederiz.

Yürüyüş Çubuğu: Parkurun geneli yokuş iniş ve tırmanış olduğu için yürüyüş çubuğu olmadan bu yolu yürümenizi tavsiye etmiyoruz. Dengenizi sağlamanız açısından çubuk mevzu önemli. Eğer çubuk almadıysanız, uygun bir uzunlukta, hafif ve sağlam bir sopa da kullanabilirsiniz.

Bel Çantası: Telefon, cüzdan gibi ufak ve gerekli malzemeleri bel çantasında taşımak sizi rahat ettirecektir. Ayrıca sırtçantasından çıkarması zaman alacak ufak malzemelerinizi bel çantanıza koyabilirsiniz.

Kafa Lambası/Fener: Hava karardıktan sonra önünüzü görmeniz önemli tabi. Eğer kafa lambası alırsanız, iki eliniz de boşa çıkacaktır. Bu açıdan LED bir kafa lambası kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Aman yedek pil almayı unutmayın.

İlk Yardım Çantası: Doğada yürüyüş yaparken, yara bandı, sargı bezi, dezenfektan sıvı gibi temel ilk yardım malzemeleri almanızda fayda var.

Güneş Kremi: Malum yürüyüşün yapıldığı bölgede genelde hava sıcak. Amele yanıklarınızın daha acısız olması açısından tavsiye ederiz.

Sivrisinek İlacı: Ekim ayında hiç sivrisineğe rastlamadık açıkası. Ancak daha sıcak aylarda ihtiyaç duyulabileceği söyleniyor.

Güç Kaynağı (Power Bank): Gün içerisinde telefonunuzu şarj edebileceğiniz bir tesis bulmak pek olası değil. Doğada kamp yapıyorsanız, gün sonunda telefonunuzun şarjı bitecektir. Harita kullanma gerekliliği ve olası acil durumlar sebebi ile telefonunuza ihtiyacınız olacak. Yanınızda önceden şarj edilmiş bir güç kaynağı taşımanızı tavsiye ediyoruz.

Likya Günlükleri

Likya Yolu’nda geçirdiğimiz keyifli, bir o kadar da maceralı 7 günü anlattığımız, “Likya Günlükleri” çok yakında bu sayfada olacak.

Çadır ve Kampsız da Olur Mu?

Likya Yolu’nu sırtımdaki 9-10 kiloluk çantayla yürürken cevabını en çok düşündüğüm soru bu oldu. 🙂

Bazı anlar geliyor ki, “Sırtımda bu çanta olmasa ne kadar kolay yürürdüm aslında!” diye söylenmeden duramıyorsunuz. Her ne kadar zorlukları olsa da, gezinin sonunda bu yürüyüşü kamp kurarak yapmış olmaktan mutluyduk. Ancak kamp malzemeleri taşımadan yürümek, yürüyüş keyfinizi önemli derece arttıracaktır.

Kamp kurmadan da bu yürüyüşü yapmanız mümkün. Yol üzerinde tesis sayısı oldukça seyrek. Ancak günün başında doğru bir planlama yaparsanız, gün sonunda mutlaka bir pansiyon, kamp tesisi ya da ücret karşılığı sizi evinde ağırlayacak bir köy evi bulabilirsiniz. Dolayısıyla çadır taşımadan bu yolu yürümek mümkün.

Avantajlar
-Sırtınızda 3-4 kilo daha az yük taşıyorsunuz. (Tek başına fazlasıyla yeterli bir sebep)
-Çadır kurup toplamakla uğraşmıyorsunuz. (Bonus olsun, torba dolsun)

Dezavantajlar
-Tabela dahi olmayan yerel köy evleri dışında, bütün tesislerde konaklama çok pahalı. Fiyatlar kişi başı gecelik 50-100 TL arası. Çadırınız olmazsa bulduğunuz tesise ve bulduğunuz fiyata kanaat etmek durumundasınız. Masrafınız çadır seçeneğine göre çok daha fazla olacaktır.
-Çadırınız varken, “Doğada istediğim yere çadırımı atarım, keyfimi yaparım,” deme özgürlüğünüz varken, tesislerde kaldığınız da böyle bir alternafiniz olmuyor. Tesis nerdeyse konaklamanız orada. Bazen öyle manzalardan geçiyorsunuz ki, oraya çadır atmak 5 yıldızlı bir otelden bile daha özel geliyor.
-Yoruldum, bugünlük bu kadar yürüme yeter deme şansınız yok. Tesisin olduğu noktaya kadar yürümeye mecbursunuz.

Özetle bir tarafta 3-4 kilo ekstra ağırlık; diğer tarafta ekstra masraf ve özgürlüğünüzü biraz kısıtlama durumu var. Karar sizin…

Eğer 2 gün gibi kısa bir süre yürüyecekseniz ve kamp işine hiç hevesiniz yoksa, çadır taşımamak makul bir seçim olabilir.

Son bir alternatif daha var aslında…

Eğer bu geziyi yaz aylarında yaparsanız (sıcak sebebiyle bunu pek tavsiye etmiyoruz) çantanıza bir hamak atıp, çadırla hiç uğraşmadan doğada istediğiniz yerde efil efil doğa esintisi ile uyuyabilirsiniz. Opsiyonel olarak uyku tulumu ve sivrisinekten koruyucu bir örtü alabilirsiniz.

Sağlık & Sıhhat

-Düşme, burkulma, yaralanmalara karşı yanınızda yara bandı, steril su ve sargı bezi bulundurun.
-Parkur boyunca geçtiğiniz rotalarda bitki örtüsü genelde dikenli. Ara ara ufak çizikler olabilir. Biz herhangi bir sıkıntı yaşamadık.
-Yol boyunca tehlikeli bir hayvan rastlama olasılığınız oldukça düşük. 7 gün boyunca biz herhangi bir yabani hayvana rastlamadık. Seyrek de olsa yaban domuzu görülebiliyormuş. Zehirli börtü-böcek yok. Akrep olabiliyormuş, biz hiç rastlamadık. Ufak bir yılan ölüsü gördük, o da muhtemelen zehirli değildi. Özetle bu rotada hayatınızı tehdit edecek bir hayvan yok. Avustralya yolculuğumuzdan bu coğrafyadaki vahşi hayvanlar bize epey hafif geldi, itiraf edelim.
-Rota boyunca sanırım en sık maruz kaldığınız hayvanlar arılar olacak. Yolda sıklıkla arıcılıkla uğraşan insanlara, kovanlara rastlayacaksınız. Arılar insanlara normal şartlarda saldırmıyor. Ancak panikleyip üzerlerine giderseniz sizi sokuyorlar doğaları gereği. Yürüyüşümüzün 5. günü ben böyle bir hata yaptım ve elimi arı soktu. Arının iğnesini sapladığı yerin şişmesi ve bölgenin biraz acıması dışında, sağlığınızı tehdit eden bir durum yaşamazsınız. (özel bir alerjik durumunuz yok ise)

Önemli Bilgiler

-Likya Yolu, Belgrad Ormanı tadında bir yürüyüş parkuru olmayıp, çoğunlukla dar patikalardan oluşan, epey tırmanış ve iniş içeren, bazen toprak, bazen çakıl ve bazen kayalık bir zeminde yürüdüğünüz orta zorlukta bir yürüyüş rotası. Parkta yürür gibi muhabbet ede ede yan yana yürüyebildiğiniz etap sayısı oldukça seyrek.

-Yol zaman zaman asfalt yollarla kesişiyor. Bu etapların kısa olanlarını yürüyün. Ancak uzun asfalt etaplarını dolmuş ya da otostopla geçme opsiyonunu da kullanabilirsiniz. Tecrübeli yürüyüşçüler asfaltta yürümeyi sıkıcı bulduğu için bu alternatifi sıklıkla kullanıp doğanın içinden geçen patikalardan yollarına devam ediyormuş.

Likya Yolu İşaretleri

-Yürüyüş boyunca Likya Yolu güzergahını gösteren kırmızı-beyaz işaretler var. Kimi zaman duvarlara, kimi zaman ağaçlara, kimi zaman elektrik direklerine, çoğunlukla da kayalara boyanmış bu işaretler sizin için can kurtarıcı olacak. Bundan birkaç sene öncesinde yazılmış gezi bloglarında yol işaretlerinin epeyce yetersiz olduğu söylense de, son yıllarda bu yolu düzenli olarak yürüyen Türk sporcular işaretleri oldukça sık ve muntazam hale getirmişler. Onların bu çabaları olmasa bizim gibi amatörler için bu yolu yürümek epey zorlu hale gelirmiş. Hepsinin emeklerine sağlık.

-Gözünüzü bu işaretlerden sakın ayırmayın. Bahsettiğimiz kırmızı-beyaz işaretleri maksimum birkaç yüz metrelik sıklıklarla görebiliyorsunuz. Bazı patika ve karışık orman yollarında bu sıklık birkaç metreye kadar iniyor. Bu sayede tam “eyvah, ne tarafa gideceğim şimdi?” dediğiniz anda o kırmızı-beyaz boya imdadınıza yetişiyor. Eğer 5-10 dakikadan daha uzun bir süredir işaret görmüyorsanız rotadan sapmış olmanız çok olası. Etrafınıza baktığınızda herhangi bir işaret göremiyorsanız, hemen son işareti nerede gördüğünüzü hatırlamaya çalışın ve o noktaya geri dönün. Rotadan saptıysanız aynı yolu geri yürümek zorunda kalacaksınız. Hele bir de rampa inip çıkıyorsanız emin olun, bu son isteyeceğiniz şey.

-Yürüyüşünüzü havanın kararmasına 1 saat kala bitecek şekilde planlayın. (Çadır kurmayacaklar için bu süre yarım saate inebilir) Hava karardığı zaman kırmızı-beyaz işaretleri görme şansınız kalmayacak. Dolayısı ile doğru yolu bulmakta zorlanacaksınız. Fener ve kafa lambası ile ilerleyebilirsiniz, ancak bu oldukça stresli ve tatsız bir yürüyüş şekli. Tavsiye etmiyoruz.

-Likya Yolu’nu herhangi bir sağlık problemi olmayan herkes yürüyebilir. Bu yürüyüş için ne çok tecrübeli, ne de sporcu olmanız gerekiyor. Ancak kolay bir yürüyüş rotası olmadığını, orta seviyede dayanıklılık ve kondisyon istediğini hatırlatalım. Daha önce hiç günde 10 km ve fazlası bir yürüyüş yapmadıysanız, yürüdükçe yolun gözünüzde büyümesi olası. Daha önce hiç uzun mesafe yürüyüş tecrübeniz yok ise, öncesinde birkaç uzun yürüyüş antremanı yapmanız faydalı olacaktır. Antreman dediğimiz bir iki kere günde 10 km yürümeyi deneyin ki, fiziksel sınırlarınızı biraz test etmiş olun.

-Yol üzerinde su kaynağı ya da bakkal oldukça seyrek. O yüzden güne yanınızda minimum 2 litre su
ile başlayın. Her şeyin çözümü var, susuzluğun yok.

-Çantanızı yiyecekle doldurmayın. İki avuç kuruyemiş, bir paket biskuvi yeter. Gün sonunda ya da gün içerisinde mutlaka yiyecek bulabileceğiniz bir köy evine, pansiyona ya da bakkala denk geleceksiniz. Boşu boşuna ekstra ağırlıkla kendinizi yormayın.

-Yol üzerindeki tesis kalitesi genelde düşük. Kabak Koyu haricinde, genelde köy evinden bozma pansiyonlarda kalıyorsunuz. Temizlik ve hizmet açısından başarılılar. Ama otel konforu beklemeyin aman. Bunun bir doğa yürüyüşü olduğunu unutmayın.

-Likya Yolu’nu mümkünse sıcak Yaz ayları yerine ılıman İlkbahar ve Sonbahar aylarında yürüyün. Detaylı bilgi için: (Bkz: Likya Yolu Ne Zaman Yürünmeli?)

-Dağlarla çevrili bazı vadiler dışında telefon hemen hemen yer yerde çekiyor. 3G/4,5G internet bağlantısı kapsamı ise yerleşim yerlerinden uzaklaştıkça azalıyor. Yine de rotanın %70-80’i kapsamında ortalama seviyede bir internet bağlantınız oluyor. (En azından Fethiye-Kaş etabı için böyle) Kapsam alanı GSM operatörünüze göre de değişiyor tabi. Türkiye genelindeki çekim gücü bu rotada da aynı sıralamada.

-Wikiloc vb. trekking harita uygulamaları hem yolunuzu bulmak, hem de yürüyüş istatistiklerinizi görebilmek adına faydalı olabilir (toplam yürüyüş mesafesi, kazanılan irtifa vb. gibi) İnternet bağlantısının olmadığı bölgelerde de yolunuzu bulabilmek için haritaları offline olarak kaydetmeniz gerekiyor. Offline mod için cüzi üyelik ücretleri istenebiliyor.

-Maps.me gibi offline harita uygulamaları otomobil yolları dışında hiçbir işe yaramıyor. Daha çok şehir gezileri için düzenlenmiş bu uygulamalar, ormanın içinde bir keçi yolundan yürürken adeta mavi ekran veriyor. Sakın bu haritalara güvenerek Wikiloc üyeliği ya da kağıt harita edinmeden yola çıkmayın.

-Temin edebiliyorsanız Likya Yolu’nun kağıda basılı bir kopyasını elde edin. Teknolojinin hayatımızın her alanını ele geçirdiği bu devirde, analogun dijitale üstün geldiği alanlar olabiliyor halen. Google Maps’in dahi işlevsiz kaldığı bir rotadan bahsediyoruz. Navigasyonu açmadan tek bir gün bile geçirmediğimiz bu dönemde inanmakta zorlanabilirsiniz ama bize güvenin ve yanınıza bir kağıt harita alın. Likya Yolu haritasını muhtemelen kitapçılarda bulamazsınız. Bu rotayı ilk olarak keşfeden İngiliz kaşif Kate Clow’un Likya Yolu kitabında rotanın ayrıntılı haritası da bulunuyor. Kitabı internetten de sipariş verebilirsiniz. Günübirlik bir yürüyüş yapacaksanız harita elzem değil.

-Yol üzerindeki antik Likya şehirlerini ziyaret etmek istiyorsanız (ki isteyin bizce) 50 TL’ye 1 senelik bir Müzekart alabilir, bunu hem bütün arkeolojik alanların girişinde kullanabilir, hem de Türkiye’deki bir çok müzeyi de ücretsiz gezebilirsiniz. İş Bankası Maximum Kart ve türevlerine sahip olanlar ise kurumsal anlaşmaları gereği zaten ücretsiz girebiliyor Müzekart geçen her yere, aklınızda olsun.

Yola Çıkmadan Mutlaka

-Yanınıza o günkü su ihtiyacınızı karşılayacak kadar içme suyu (1,5-2 litre) almadan yola başlamayın.

-Güneş gözlüğü, güneş kremi ve şapka/bandana gibi sizi güneşten koruyacak malzemeleri yanınıza almayı unutmayın.

-Yanınızda bir Likya Yolu haritası ya da cep telefonunuza indirebildiğiniz offline bir yürüyüş haritası olsun.

-Olabildiğince hafif bir çanta ile yürüyüşe başlayın. Kamp malzemelerinizi ve diğer eşyalarını hafifliklerine göre seçin. Çantanız 10 kg’ı geçmesin.

Maliyetler & Harcamalar
Patara, Kaş

Bir rehber hazırlarken maliyetlerinden üzerinden geçen bir bölüm yapmazsak eksik kalır. Çünkü insanlar bir yerlere yolculuk etmek ile ilgili size soru sorarken en sık sordukları soru, “Hocam, peki bu gezi bize toplamda kaça patlar tahmini?” oluyor.

Likya Yolu’nu yürümenin teorik olarak hiçbir maliyeti yok. Herhangi bir giriş ücreti ödemiyorsunuz. Herhangi bir tesisi kullanma zorunluluğunuz yok. Eğer kamp malzemeleriniz de varsa, günlük besin ihtiyacınız dışında hiçbir şeye para harcama zorunluluğunuz yok.

Ancak olur da yol üzerindeki tesislerde konaklarsanız ya da yiyip içerseniz şahsi fikrimiz, yol üzerindeki mekanlar hiç mi hiç ucuz değil. Belki Asya’da 6 ay sırt çantalı gezgin olma deneyimimiz bizi eski halimize göre çok mu tutumlu yaptı bilinmez ama yol üzerindeki pansiyon ve köy evlerinin konaklama yeme içme fiyatlar, genellikle saçma derece fahiş geldi bize.

“İstanbul’da bir yemeğe bu fiyatı gözümüz kapalı veriyoruz ama…” zihniyeti malesef buradaki köylü teyzelerimizi de uyandırmış. Hatta kimi yerlerde İstanbul fiyatlarının dahi üstüne çıkılmaya başlanmış. Unutmamak lazım ki, Mecidiyeköy ya da Nişantaşı’nda yemek yediğimiz bir restoranın kirası ile dağın başında, dededen kalmış bir köy evinin ticari maliyeti arasında Toroslar kadar fark var. Maliyetler size ucuz gelebilir belki, ancak bize öyle gelmedi.

Aradığınız en merak eden soruların cevabını başa yazalım. Detayları merak edenler altta, 7 gün boyunca yaptığımız her harcamanın tam dökümünü görebilir.

Kişi Başı Günde Ortalama Harcamamız: 45 TL
Kişi Başı 7 Günde Toplam Harcamamız: 300 TL

Yol üstündeki tesislerde ödeyeceğeniz muhtemel fiyatlar:

Pansiyonlarda gecelik konaklama oda-kahvaltı kişi başı: 50TL-100 TL arası
Kahvaltı: 10-25 TL (Kişi başı)
Akşam Yemeği: 15-25 TL (Kişi başı)
Su (1,5 L): 2-3 TL

Bizim Harcamalarımız

Not: Maliyetler 2 kişi olarak hesaplanmıştır.

Antalya-Fethiye Otobüs Bileti: 30 TL (30×2= 60 TL)
*******************************************
1. Gün
Fethiye-Ovacık Dolmuş: 3,5 TL (3,5×2=7 TL)
Konaklama Faralya-Gül Pansiyon, Çadır Alanı Kullanım Bedeli: 10 TL (10×2=20 TL)
Akşam Yemeği: 41 TL (2 kişi)
Kahvaltı: 20 TL (20×2=40TL)
Gün Sonu Toplam: 108 TL
Notlar: Çadır alanına tek çadır kurarken, neden ikimizden ayrı ayrı 10 lira alındığını çözemedik açıkçası. Birer çorba ve 2 tabak sebze yemeğinden oluşan akşam yemeğimizin 40 küsür lira tutması bize biraz abartılı geldi. Basit bir akşam yemeği ve kahvaltıya İstanbul’da bile kişi başı 20 lira vermeyen bizler, basit bir köy evinden pansiyona dönüşmüş bir tesiste bu parayı ödemekten ciddi bir üzüntü duyduk. Türkiye’de az parayla gezgin olabilmenin zorluklarını daha iyi anladık.

2. Gün
Kabak Koyu Bira-Meşrubat: 16 TL
Dondurma: 6 TL
Konaklama Cennet Koyu-Çadır: 0 TL
Gün Sonu Toplam: 22 TL

3. Gün
Kabak Deep Ocean-Brunch: 30 TL (30×2=60 TL Biraz fazla yedik burada, itiraf ediyoruz)
Konaklama Alınca-Catchy Pansiyon: 80 TL Akşam yemeği ve kahvaltı dahil (80×2=160 TL)
Gün Sonu Toplam: 220 TL
Notlar: Alınca’ya çok geç vardığımız için, bu gece bungalovda uyumayı tercih ettik. Dolayısı ile oda parası ödedik. Alınca Köyü kelimenin tam anlamıyla “dağın başı”. Bu da buradaki tesisleri su, elektrik ve lojistik açısından diğer bölgelere göre daha maliyetli hale getiriyor haliye. Ancak yine de kişi başı 80 TL ödediğimiz bu pansiyon için de fiyatı yüksek bulduğumuzu belirtmek zorundayız. Sezonda iki kişilik bir odanın yarım pansiyon fiyatının 200 TL olduğunu düşünürsek, fiyat Kabak Koyu’nun sosyetik bungalovları ya da Antalya’daki her şey dahil otellerle yarıştığını görebiliriz kolaylıkla.
Olumlu yanlarına gelirsek, oda fiyatına balıktan oluşan bir akşam yemeği dahildi. Yemek sonrası şömine başında çay içmek çok keyifliydi. Ayrıca pansiyon sahibi ve personeli çok sıcakkanlı ve güleryüzlüydü. Pansiyonun Kabak ve Cennet Koylarını gören çok etkileyici bir manzarası var, bunu da hatırlatalım.

4. Gün
Sebze: 3TL
Tavuk But: 14 TL (2 kişilik)
Konakla Sdyma-Çadır: 0 TL
Gün Sonu Toplam: 17 TL

5. Gün
Gözleme-Peynir-Çay: 14 TL (2 kişilik) Fatma Pansiyon
Konaklama Pydnai Sahil-Çadır: 0 TL
Gün Sonu Toplam: 14 TL

6. Gün
Kahvaltı: 15 TL (15×2=30TL) Özlen Pansiyon
Letoon Antik Kenti Giriş: 8 TL (1 kişi)
Xanthos Antik Kenti Giriş: 10 TL (1 kişi)
Kınık Pazarı Peynir-Tereyağ: 15 TL
Kınık-Kalkan Dolmuş: 4 TL (4×2=8 TL)
Konaklama Kalkan-Gül Pansiyon: 100 TL (Oda-Kahvaltı 2 kişi)
Bira: 7 TL (7×3=21 TL)
Gün Sonu Toplam: 182 TL
Not: Pansiyonun adı tamamen isim benzerliği 🙂

7. Gün
Çukurbağ-Kaş Ulaşım: 0 TL (Otostop)
Konaklama: 0 TL (Arkadaşımızda misafir olduk)
Gün Sonu Toplam: 0 TL

Günlük Su Tüketimi: 2 TL(1,5 L) x 3= 6 TL
Toplam Su Tüketimi: 6 TL x 7 Gün= 42 TL

7 Günlük Toplam Harcama: 605 TL (2 kişi)
Kişi Başı: 300 TL

Likya Yolu ile İlgili Faydalı Linkler

Likya Yolu Resmi Sitesi
http://likyayolu.gov.tr

Bu Yolu Türkiye’de En İyi Yazıya Döken Altuğ Şenel’in Sitesi
http://www.likyayolu.org

Kate Clow’un Likya Yolu Kitabını Satın Almak İsteyenler İçin
http://www.idefix.com/kitap/likya-yolu/kate-clow/egitim-basvuru/gezi/gezi-anlatimi/urunno=0000000636672

 

Likya Yolu Rehberi-Yola Çıkmadan Önce Merak Ettiğiniz Her Şey!” için 6 yorum

  • 22 Kasım 2017 tarihinde, saat 07:35
    Permalink

    Cok guzel bir yazi olmus.
    Ellerinize saglik.
    Nerdeyse hic bir detayi atlamamissiniz.
    Beavo cocuklar 🙂

    Yanıtla
    • 22 Kasım 2017 tarihinde, saat 09:19
      Permalink

      Çok teşekkürler. O sizin güzelliğiniz 🙂

      Yanıtla
  • 28 Kasım 2017 tarihinde, saat 08:37
    Permalink

    Çok değerli, derli toplu bir yazı, elinize sağlık, teşekkürler.
    (Tamah kelimesinde hata olmuş)

    Yanıtla
    • 29 Kasım 2017 tarihinde, saat 11:59
      Permalink

      İlginize çok teşekkür ederiz. Uyarı için ayrıca teşekkürler. Düzeltme yaptık.
      Sevgiler.

      Yanıtla
    • 29 Kasım 2017 tarihinde, saat 11:58
      Permalink

      Çok teşekkür ederiz 🙂 Sevgiler

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir